Bir gazeteden fazlası: Milliyet’te kalan dostluk
Bazı haberler vardır; okurken insanın aklına ilk manşet değil, ilk mesai günü gelir. Kordon’da bir araya gelen Milliyet Gazetesi İzmir Bürosu’nun emektar isimlerine dair bu buluşma haberi de benim için tam olarak böyle bir duyguya dokundu.
Haberi arkadaşlar gönderdi. Fotoğraflara baktım, satırları bir kez daha okudum. O masada değildim; ama o masanın neyi temsil ettiğini çok iyi biliyorum. Çünkü Milliyet’te çalışmış herkes bilir: Orası yalnızca bir gazete değil, bir terbiyedir, bir meslek hafızasıdır.
Yarım asra yayılan bir emeğin, yıllar sonra aynı başlık altında yeniden anılması kolay iş değildir. Hele ki bu buluşma bir “nostalji gösterisi”ne değil, vefaya dayanıyorsa… İşte asıl kıymet orada başlar.
Çağlayan Bilgen’in öncülüğünde gerçekleşen bu buluşma, bana kalırsa bir organizasyondan çok daha fazlası. Yıllar geçse de kopmayan bağların, dijital bir mesajlaşma grubundan Kordon’a uzanan bir selamlaşmaya dönüşmesi, gazeteciliğin en sessiz ama en güçlü tarafını hatırlatıyor: İnsan ilişkilerini.
Haberde aktarılan konuşmaları okurken, Milliyet’in bir “gazetecilik okulu” olarak anılması hiç şaşırtmadı beni. Çünkü oradan geçen herkes, ister birkaç yıl ister birkaç on yıl olsun, o mutfaktan bir şeyler alarak ayrılır.
Bu nedenle bu satırları, o masaya bir sandalye eklemek için değil; o masanın ne anlama geldiğini hatırlatmak için yazıyorum. Eski bir Milliyet çalışanı olarak, uzaktan da olsa bu vefa fotoğrafına küçük bir katkı sunmak istedim.
Yorumlar
Yorum Gönder